Öne Çıkanlar Fetö Var polis Av tüfeği Ziraat Türkiye Kupası 5. Tur rövanş maçları ne zaman oynanacak

Bu haber kez okundu.

Ali Koç'tan TFF Başkanı Nihat Özdemir açıklamaları

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, Fenerbahçe Televizyonu’nda Gündem Özel programına katılarak açıklamalarda bulundu. TFF Başkanı Nihat Özdemir’in 2010-11 sezonuyla ilgili beyanatlarına değinen Ali Koç, ameliyat olan futbolcuları Max Kruse ve Galatasaray'ın sakatlanan kalecisi Muslera için geçmiş olsun dileğinde bulundu.

Max Kruse apandisit ameliyatı oldu

“Öncelikle bugün Max Kruse hiç beklenmedik bir şekilde saat 19.00’da ameliyata alındı ve apandisit ameliyatı oldu. Beni de şaşırttı, toplantıdayken haber geldi. Ameliyatı biraz önce tamamlandı. Kendisine acil şifalar diliyorum. Sağlık konusunda Max bu sene çok talihsiz bir dönem yaşıyor. Halbuki sezonun geri kalan bölümünde ondan yararlanmak istiyorduk. Kendisine, ailesine acil şifalar diliyorum. Programdan sonra da arayıp son bilgileri alacağım ama doktorumuzun söylediğine göre kendisi iyi durumda.

Muslera'ya Galatasaray Camiasına geçmiş olsun

Rizespor'la oynadıkları Süper Lig maçında yaşanan sakatlık olayında sadece Galatasaraylıları değil tüm sporseverleri üzen bir hadiseye tanıklık ettik. Muslera, çok talihsiz, şanssız bir olayla ağır bir sakatlık geçirdi. Bacağı iki yerden kırıldı. Kendisine, Galatasaray camiasına çok çok geçmiş olsun diliyorum. Muslera bizim Alex gibi her camia tarafından sevilen, beğenilen, saygı duyulan sadece sportif başarılarıyla değil aile hayatıyla, sahadaki duruşuyla, centilmenliğiyle tüm camialar tarafından sevilen ve örnek bir oyuncu. Çok üzüldük. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak da şahsım olarak da kendisine ve ailesine ve Galatasaray camiasına çok çok geçmiş olsun diliyorum. Çok talihsiz bir olaydı, dün içimizi acıttı.

4 Haziran'da başlayan kakafoni konu açıklaması

4 Haziran Perşembe gecesi başlayan bir süreçle bugüne geldik. Ve biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bazı konulara açıklık getirmeye ihtiyaç duyduk. 4 Haziran’dan bugüne kadar olan süreçte bir kakafoni konunun başka yerlere çekilmesi, konunun arkasındaki bir sis perdesi, kafaların bulandırılmasıyla ilgili her şeyi en yalın, en açık şekliyle en azından camiamızın ve taraftarlarımızın ve Fenerbahçe’ye samimi bir şekilde gönül verenlerin, bununla beraber de genel kamuoyunun bu konu hakkında bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu geceden sonra da biz bu konuya mecbur olmadığımız taktirde bir daha girmeyeceğiz. Ama bu önemli bir konu, bilhassa Fenerbahçe için çok çok önemli bir konu. 3 Temmuz Kumpas süreci ve aradan geçen 9 sene içinde Fenerbahçe’nin mağdur olması, maruz kaldığı iddialar ve sorular, bununla ilgili başka camiaların durumu vazife etmesi, bu konunun Fenerbahçe’ye verdiği maddi ve manevi zarar dolayısıyla bizim için çok önemli bir konu. Hafif bir konu değil. Ali Veli konusu değil. Bu bir Fenerbahçe konusudur. O yüzden çok insan takip ediyor. Bilhassa yakından Fenerbahçe’yi takip edenler. Bazı insanlar da günlük hayatın akışında parça parça görüyorlar. Bu olayı parça parça takip ettiğin ve bütünsel bir bakış açısına uzak olduğun zaman olayın ne kadar önemli, vahim ve skandal derecesinde olduğunu anlamak güç.

3 Temmuz Kumpası

O yüzden bugün kronolojik olarak bu konuyu konuşma ihtiyacı duyduk. Çünkü bu konu Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kırmızıçizgisidir. Geldiğimiz günden beri de bunu söylüyoruz. Geldiğimiz günden beri en önemli konumuz 3 Temmuz Kumpası. Bunu bugünlere biz getirmedik. Durup dururken gündeme geldi. Spontane bir şekilde mi yoksa planlı programlı bir şekilde mi gündeme geldi diye başında düşünüyorduk. Geldiğimiz noktada, aradan geçen süre içerisinde ‘bu bir tesadüf değil, spontane değil. Belli bir düşüncenin ve planın bir parçası olarak bunu söyleyen kişi Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı olduğu zaman, TFF Başkanı’nın da Fenerbahçe Spor Kulübü’ne 17 sene yönetici ki bunun 10 senesi başkan vekilli olarak hizmet etmiş, kumpas sürecinde bilfiil kulübü için mücadele etmiş o günkü başkan vekili konumunda olan bir kişi olduğu zaman biz Fenerbahçe nezdinde de daha da önem arz ediyor, daha da hassas duruma geliyor. Bunu takip eden süreçte de medyada ciddi bir dezenformasyon, konunun hafifletilmesi, hatta neredeyse ayıp olmasa ‘Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticileri özür dilesin.’ noktasına getirilmeye çalışılıyor.

Manidar zamanlama

Zamanlaması da son derece manidar. Resmin bütününün görülmeden değerlendirme yapılması bize bugün biraz daha bu konuyu daha şeffaf, madalyonun Fenerbahçe Spor Kulübü tarafını anlatacak bir şekilde ele alınma zarureti doğmuştur. O yüzden bu konuyla ilgili bir kez daha kamuoyu gündemini meşgul edeceğiz. Türkiye’de medya da çok değişik. Medya da eski medya değil. Medya, kamuoyunu en şeffaf, en doğru ve en etik bilgilendirme görevini ne yazık ki son dönemlerde sadece spor için değil; medyanın geneli için yerine getirmiyor. Bizler de medya tarafından pek sevilen bir kulüp olmadığımız için belki rahatsız edici gerçekleri rahat bir şekilde ifade ettiğimiz için bizim söylemlerimiz genelde hak ettiği şekilde, olması gerektiği şekilde ele alınmıyor. Ya daha küçülterek ele alınıyor ya da çarpıtılarak ele alınıyor. Burada da bunu gördük. Dolayısıyla olayın başını alalım. 4 Haziran gecesi ben bir yemekteydim. Önemli nüanslar var.

Nihat Bey de nasıl böyle bir şey söyledi?

Ben o akşam ilk defa 1 Haziran’dan sonra normalleşme sürecinde, lokantalar açılmış, bir yemekteydim. Telefondan bakma, imkanım yoktu. Lokantalar 22.00’da kapanıyor, saat 22.15 gibi ayrıldığımızda telefonumu açtığımda, hem e-mailime hem Whatsapp hem SMS mesajlar yağıyor. Tepkiler var. Hatta sizler de bazı yöneticilerimiz de beni aradı. Nihat bey “şöyle şöyle” dedi, “böyle böyle” dedi. Hatta söylemleri yazılı olarak iletildi. Bir açıklama yapma ihtiyacı duyulduğu ifade edildi. Ancak ben o an şahsen izlememiştim. Çoğu zaman ki burada özellikle geçerli-, yazılı deşifreyi okumakla konuyu videoda izleme arasında çok büyük fark oluyor. Ben  ‘Sakinleyin, sabah ola hayrola. Sabah olunca bakarız. Nihat Bey’in böyle bir şeyi ima edeceğini düşünmüyorum. Böyle bir şey dediyse de yanlışlıkla söylemiştir. İllaki düzeltilir, bir açıklaması vardır.’ diyerek sakin olmanızı istemiştim. Sonra sabahleyin İzledim, bir daha izledim. Durup dururken nasıl bu konu açıldı, Nihat Bey de nasıl böyle bir şey söyledi? Ben de bazen röportaj verirken, konuşma yaparken yanlış bir şey söyleyebiliyorum. Söylediğim bir şeyden başka bir mana çıkabiliyor, kendimi doğru ifade edemeyebiliyorum. İmkanım varsa onu düzeltiyorum. Bazen düzeltme imkanı olmuyor, o an yanlış telaffuz edilen, yanlış mana çıkan konuyu düzeltemiyorsunuz. Hepimiz insanız, hepimizin başına böyle bir şey gelir. Hatırlarsan ‘Bekleyelim, illaki bunun bir açıklaması bir düzeltmesi olacaktır’ dedim. Bekledik. Hatta ertesi gün saat 17.00’a kadar bekledik. Durup dururken arı kovanına çomak sokmak var. Ne oluyor arı kovanına çomak sokunca? Arılar saldırmaya başlıyor. Bekledik. Şimdi 3 Temmuz’u tekrar burada ifade etmek istiyorum. Bilen bilir. Aradan 9 sene geçmiş, bugün 14, 15, 16 yaşındaki çocuklar o zaman neler yaşandığını bilmeyebilirler. Başta Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım, yöneticilerimiz ve diğer arkadaşlarımızın 1 yıl boyunca özgürlükleri elinden alındı. Alınmadı, çalındı. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün itibarına müthiş bir saldırı yapıldı hem Türkiye içinde hem Türkiye dışında. O dönem sportif ve maddi açıdan rakiplerimizin fersah fersah önündeydik. Hatırlarsan 5’te 5 yapmıştık. Çok iyi bir takımımız vardı, mali problemlerimiz yoktu.

Nihat Bey’in karakterine göre, niyetine göre yıldız falı mı yapacağız?

2010-2011 sezonu.’ Şimdi 2010-2011 sezonu şampiyonunu Türkiye Futbol Federasyonu, Türkiye Futbol Federasyonu Etik Kurulu, UEFA hepsi tescil etmiş. Sizin yani Nihat Bey’in başında olduğu, o dönemde Fenerbahçe’nin Başkan Vekili olup mücadele verdiği konu da bu ifadeleri bizim gibi anlamak gayet normal, doğalı bu. Ama öyle bir hava yaratılıyor ki ‘ne var bunda kardeşim, Nihat Bey öyle bir şey söyler mi? Nihat Bey şöyle iyidir, Nihat Bey, şöyle Fenerbahçelidir.’ Fenerbahçelilik kırmızı çizgisinden biz Nihat Bey’in karakterine göre, niyetine göre yıldız falı mı yapacağız? Açık açık söylenmiş şeyler var. Ve bunu düzeltmek de son derece kolay. Nihat Bey, çıkıp bunu çok rahatlıkla düzeltebilirdi. Ama vücut diline, seçtiği kelimelere, cümlelere baktığınız zaman enteresan bir şey çıkıyor. Buna Fenerbahçe Başkanı, yöneticisi, kim olursa olsun, bu Ali ya da Veli meselesi değil, Ali Koç-Nihat Özdemir meselesi değil. Bu Fenerbahçe meselesidir! Buna kimse kayıtsız kalamaz. Kayıtsız kalıyorsa da bu kutsal göreve layık değildir veya Fenerbahçe’nin önemini anlamamıştır veya 3 Temmuz’un Fenerbahçe için ne demek olduğundan bihaberdir yani vakıf değildir. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.